Solvoyo’da yalnızca projeler ve teknolojik çözümler değil, aynı zamanda ilham veren kariyer yolculukları da şekilleniyor. Bu yazımızda ekip arkadaşımız Yeşim’in profesyonel gelişim sürecine, annelik ve kariyer dengesini nasıl kurduğuna ve Solvoyo’nun bu yolculukta ona nasıl bir alan sunduğuna yakından bakıyoruz. Yeşim’in deneyimi üzerinden, doğru kurum kültürü ve güven ortamı sağlandığında kadınların hem iş hayatında hem de özel yaşamlarında nasıl güçlenebileceğini birlikte keşfediyoruz.
Toplumda hâlâ yaygın olan “annelik ile kariyer bir arada yürümez” yargısıyla siz nasıl baş ettiniz? Teknoloji alanında çalışmak buna artı veya eksi bir şey kattı mı?
Kariyerimin erken dönemlerinde ne yazık ki “Anne olduğunda işe yeterince odaklanamazsın”, “Çocuğa vakit ayırırken kariyerinde ilerlemek çok zor” gibi önyargılı yönetici yorumları ile karşılaştım. Bu tür yaklaşımlar aslında sorunun annelik ile kariyerin bir arada olmasından değil, sistemden kaynaklandığını bana çok net gösterdi.
Bence asıl mesele; iyi eğitimli, alanında donanımlı kadınların iş hayatında ve özellikle yönetim kademelerinde daha aktif rol alabilmesini sağlayacak koşulların oluşturulması. Solvoyo’da bunu birebir deneyimliyoruz. Çalışan annelerin anlaşıldığı ve desteklendiği, hibrit ve uzaktan çalışma modeli sayesinde ajandamızı, projelerimiz doğrultusunda esnek şekilde yönetebildiğimiz bir çalışma kültürümüz var. Bu da “annelik ve kariyer bir arada yürümez” yargısının, doğru sistemler kurulduğunda tamamen geçersiz olduğunu kanıtlar nitelikte.
Teknoloji alanında çalışıyor olmak benim için kesinlikle pozitif bir katkı sağladı. Yenilikleri yakından takip edip işime entegre ederek daha verimli ve etkili çalışabiliyorum. Ayrıca işimiz sürekli olarak alanımızdaki gelişmeleri takip ederek sonuçlarını kontrol etmekle ilgili olduğu için zihni ve bilgileri diri tutuyor. Bunun kişisel hayatıma da güzel bir yansıması oldu; beni yaklaşık 4,5 yıldır gözlemleyen oğlum, yazılım alanına ilgi duymaya başladı ve bugün yaşına uygun eğitimler alarak kendi küçük projelerini üretmeye başladı. Bu açıdan bakınca teknoloji hem kariyerimde hem de ebeveynlik yolculuğumda dönüştürücü bir rol oynadı.
Solvoyo’daki çalışma düzeni anneliğinizi ve kariyerinizi dengeleme konusunda size nasıl bir alan açtı?
Solvoyo’daki çalışma düzeni, annelik ve kariyer dengesini sürdürülebilir kılan bir alan açtı. Hibrit çalışma modeli sayesinde hem işime odaklanabildiğim hem de acil durumlarda annelik sorumluluklarımı ihmal etmeden günümü planlayabildiğim bir esneklik söz konusu. Burada esneklik sadece “nereden çalıştığın” ile sınırlı değil; sonuç odaklı bir yaklaşım olduğu için zamanı nasıl yönettiğin de sana bırakılıyor.
Bu kültür özellikle çalışan ebeveynler için büyük bir fark yaratıyor bence. Çocuğumun okul programı, ihtiyaçları ya da beklenmedik durumlar karşısında suçluluk duymadan ajandamı yeniden düzenleyebilmek, işime olan bağlılığımı da artırıyor. Kendini güvende hissettiğin, desteklendiğini bildiğin bir ortamda çalıştığında hem daha üretken hem de daha motive oluyorsun.
Özetle Solvoyo’daki çalışma düzeni bana şunu net olarak gösterdi: Doğru esneklik ve güven ortamı sağlandığında, annelik ve kariyer arasında bir tercih yapmak zorunda kalmıyorsun; ikisi de birlikte güçlenebiliyor.
Kurum kültürü açısından, “anlaşıldığımı, desteklendiğimi hissettim” dediğiniz bir anı bizimle paylaşır mısınız?
Elbette millî bayramlarımızda çocuklarımıza hediyeler gönderilmesi, okula başladıklarında onlara özel notlarla okula başlangıç hediyeleri gönderilmesi gibi anlar kurum kültürünün bu yönü açısından oldukça etkileyici. Ancak daha özele inersek kurum kültürü açısından gerçekten anlaşıldığımı ve desteklendiğimi hissettiğim en çarpıcı anlardan biri, oğlum Ata’nın ciddi bir kaza geçirdiği dönemdi. Kafatası çatlağı ve beyin kanaması şüphesiyle hastanede yatmak zorunda kaldığımız, bir ebeveyn için oldukça zorlayıcı bir süreçti.
Bu dönemde Solvoyo’daki ekip arkadaşlarım ve yöneticilerim, Ata’yı kendi çocukları gibi dert edindiler. Sürekli arayıp sormaları, moral vermeleri ve destek olmaları benim için çok kıymetliydi. Daha da önemlisi, iş tarafında hiçbir sorumluluğun bana yük gibi hissettirilmemesi ve “öncelik sağlık” mesajının net bir şekilde verilmesiydi.
O süreçte şunu çok net hissettim: Burada sadece bir çalışan değil, bir insan olarak görülüyordum. Bu yaklaşım, kurum kültürünün kâğıt üzerinde değil, zor zamanlarda gerçek anlamda yaşandığını bana derinden hissettirdi.
Kadınlara fırsat eşitliği sunmak sadece İK politikalarıyla mı olur? Yoksa kültürle mi? Sizce Solvoyo bu konuda nerede duruyor?
Kadınlara fırsat eşitliği sunmak yalnızca İK politikalarıyla sağlanabilecek bir konu değil. Elbette yazılı politikalar, süreçler ve çerçeveler çok önemli; ancak bunlar günlük hayatta davranışlara yansımıyorsa gerçek bir karşılığı olmuyor. Asıl belirleyici olan, bu politikaların kurum kültürüyle ne kadar iç içe geçtiği.
Solvoyo’da bu konunun sadece bir “İK maddesi” olarak değil, doğal bir çalışma biçimi ve perspektif olarak ele alındığını düşünüyorum. Fırsat eşitliğini söylemde değil, günlük iş yapış biçimlerinde ve karar alma süreçlerinde yaşatabilen bir noktada. Benim departmanımda kadın çalışan oranının %39 olması ve şirketimizin yönetim ekibinin %30’unun kadın olması da bu bilgiyi destekler nitelikte.
Bugün yöneticiliğe adım atacak çalışan kadınlara bir cümleyle ne söylersiniz?
Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi: “Dünyada her şey kadının eseridir.” Yöneticiliğe adım atacak tüm kız kardeşlerimin, bu sözün taşıdığı inanç ve sorumlulukla cesaretle ilerlemesini diliyorum. Tüm güzellikler sizi bulsun!
Çalışma hayatında eşitlik sadece sayılarda mı gizli sizce, yoksa günlük pratiklerde mi? Siz kendi deneyiminizde bu farkı nerelerde en çok hissettiniz?
Her ne kadar güçlü bir gösterge ve sonuç olsa da, çalışma hayatında eşitlik bana göre sadece sayılarla ölçülebilecek bir konu değil. Asıl eşitlik, belirttiğim gibi, günlük pratiklerde ve karar alma süreçlerinde ortaya çıkıyor. Toplantı masasında kimin sözüne kulak verildiği, kritik projelerde kime güvenildiği ve liderlik rollerinin kimlere açıldığı çok daha belirleyici.
Kendi deneyimimde bu farkı en çok hem projelerde hem de yönetim seviyesinde kadınlar olarak eşit söz sahibi olabildiğimiz anlarda hissediyorum. Fikirlerimin cinsiyetimden ya da ebeveynlik rolümden bağımsız olarak değerlendirilmesi, sorumluluk ve inisiyatif alma konusunda bana ve diğer kadın arkadaşlarıma güvenilmesi gerçek eşitliğin göstergesidir.
Bu yaklaşım, kadınların sadece “temsil edilmesini” değil, gerçekten sürecin parçası olmasını sağlıyor. Böylece eşitlik; rakamlardan ziyade, yetkinliklerin görünür olduğu ve karar mekanizmalarına eşit erişimin olduğu bir çalışma ortamında anlam kazanıyor.
Kendi ekibi olan bir yönetici olarak görmüş/deneyimlemiş olduğunuz yönetim tarzından farklı, bazı döngüleri kırmak için nasıl bir yönetim tarzı benimsiyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?
Bir yönetici olarak, geçmişte deneyimlediğim daha mikro kontrol odaklı ve hataya çok az alan tanıyan yönetim yaklaşımlarından bilinçli olarak uzak durmaya çalışıyorum. Benim için önemli olan, ekibi sadece yönlendirmek değil; onlara güvenilen, gelişebilecekleri, inisiyatif alabilecekleri ve ileride yönetici olabilecekleri bir alan açmak.
Bu nedenle benimsediğim yönetim tarzı oldukça pozitif, disiplinli ve destekleyici bir yaklaşıma dayanıyor. Ekip arkadaşlarıma net sorumluluklar veriyor, hedefleri birlikte belirliyor ve süreci yakından takip ediyorum. Gerektiğinde müdahale ederek yine birlikte eleştirerek yönlendiriyoruz.
Aynı zamanda ekibimin sürekli gelişimini çok önemsiyorum. Sadece mevcut işin gerektirdikleriyle sınırlı kalmamak adına, farklı sektörlerden, farklı disiplinlerden işimize değer katacağını düşündüğüm bilgi ve dokümanları düzenli olarak paylaşıyorum. Böylece ekip içinde merak duygusunu canlı tutan, öğrenmeyi teşvik eden bir ortam oluşuyor.
Bana göre güçlü ekipler, hata yapmaktan korkmayan, korku kültürüyle tetikte olmayan, fikirlerini rahatça ifade edebilen, psikolojik güvenliğin hissedildiği, değer gördüğünün bilindiği ve gelişimin sürekliliğine inanılan ortamlarda oluşuyor. Ben de yönetici olarak bu döngüyü kırmak ve daha güven temelli, gelişim odaklı bir liderlik anlayışını hayata geçirmek için çaba gösteriyorum.


